Forumlarda, bloglarda, haber sitelerinde takip ettiğim kadarıyla yönetime çok büyük bir tepki var. İtiraf etmeliyiz ki şike soruşturmasından ne kadar etkilenirse etkilensin ve soruşturma sonucu hangi kararlar alınacaksa alınsın, Galatasaraylı taraftarlar - play-off'a katılması halinde - Fenerbahçe'nin derbilerdeki son yıllardaki üstün performansından biraz çekiniyor. Geçmiş yıllardaki normal lig statüsü uygulansaydı bu rüzgârı arkasına almış Galatasaray taraftarı bu çekinceyi büyük ihtimal yaşamayacaktı. Ama bu yeni statüde, yapılacak transferin play-offlar için önemli rol üstleneceğini düşünen taraftar, bu tepkide pek haksız değil.

Ünal Aysal seçildiği günden beri yaptığı her açıklamada, bugüne kadar gördüğümüz yönetici profilinden farklı bir çizgide olduğunu gösteriyor. Ne var ki, aynı farklılık transfer açıklamaları konusunda da söz konusu. Biz futbolseverler, bugüne kadar transfer tüm detaylarıyla gerçekleşmeden herhangi bir yöneticinin ağzından herhangi bir futbolcunun adını duymamıştık. Bu yüzden sezon başında Galatasaray başkanının ağzından Forlan ve Reyes isimlerini duyunca, değil transfer görüşmesi, bu iki futbolcunun Florya’daki evlerinin bile tutulduğuna emin olduk. Ünal Aysal’ın sadece transfer görüşmesi yapacağını açıklıyor oluşu, daha hiçbir şey netleşmeden isim veriyor olması bize kesinlikle mantıklı gelmiyordu. Bu sebeple büyük hayal kırıklığı yaşadık. Transfer konusundaki bu şeffaflığın doğru veya yanlış olduğunu tartışacak konumda değiliz. Ancak transfer ile ilgili değinilecek farklı noktalar var.
Galatasaray'ın Shaqiri veya benzer bir transfer yapması halinde bile yabancı futbolcu transferi konusunda önünde başka soru işaretleri var. Galatasaray'ın şu an ideal kadrosu 6 yabancı içeriyor. Muslera, Ujfa, Melo, Elmander, Eboue ve Baros'un sağlıklı oldukları sürece yedek beklemeleri zor gözüküyor. Gelecek yabancı futbolcunun rotasyon için alınmadığını düşündüğümüz zaman oturmuş sayılan takım ritminde bazı değişikliklerin şampiyonluk yolunda risk oluşturduğu görülüyor.

Diğer bir yönden, Galatasaray şampiyonluğa oynayan bir takım olarak, transfer listesinde ofansif Türk oyuncu alternatifleri bu kadar kısıtlıysa, burada bir değerlendirme ve tespit yapmak gerekiyor.
Türk futbolunun altyapısının ve - ne kadar bu sene Semih ve Emre gibi altyapı oyuncularını çıkartabilse de - Galatasaray altyapısının bir duraklama dönemine girdiğini söyleyebiliriz. Maalesef Türk futbolu son dönemde kendi sınırları içerisinden 2-3 tane iyi kanat oyuncusu ve 2-3 tane forvet yetiştirebildi. Türk milli takımındaki sorunun da bu yetenek kısırlığına bağlı olduğu net bir şekilde ortaya çıktı. Milli takım son 2 senesinde Arda'nın ayağına bakan bir takım oldu. Onun oynamadığı özel ve resmi maçlarda gol bile atamadı (Almanya, Azerbeycan, Güney Kore, Hollanda). Bu karşı karşıya olduğumuz yetenek kısırlığının da ciddi bir altyapı yatırımı ve hocaların cesaretle gençlere şans vermesiyle aşılabileceği kanaatindeyim. Nasıl aşılabileceği hakkındaki detaylı çözüm önerilerine ilerki yazılarda değinmeye çalışacağım.