2011 öne çıkan futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011 öne çıkan futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2012 Perşembe

2011 Senesi ve Öne Çıkan Futbolcular Vol.3


Raul Meireles:
2008 Avrupa Şampiyonasında Portekiz takımının sıradan oyuncularından biri olarak gösteriliyordu. Milli takımda da 14’üncü – 15’inci adam olarak kullanılıyordu. Ancak 1983 doğumlu Meireles bir futbolcunun gelişiminin sadece kendine bağlı olduğunu gösterenlerden. 26 yaşında Liverpool’a transfer olan Meireles kısa zaman içinde takımın değişilmezlerinden biri oldu. Özellikle 2011’in Ocak ayından itibaren gösterdiği performans ve büyük maçlarda attığı goller herkesin onu ligin en iyi ortasaha oyuncularından biri olarak göstermesini sağladı. Steven Gerrard’ın yokluğunda orta sahanın her yönünü toparladı. Transferin son günü, apar topar diyebileceğimiz bir şekilde Chelsea’ye transfer oldu. O kadar iyi form tutmuşken, transfere ne gerek vardı, özellikle Chelsea’ye gitmek nerden çıktı anlamadık. Chelsea’de şu ana kadar Liverpool’daki performansını yansıtamasa da orta sahaya dinamizm kattığını söyleyebiliriz. Yukarıdaki fotoğrafta Torres’le çok mutlu görünüyorlar. Meireles Chelsea’de de iyi ama, aynı şeyi Torres için söyleyemeyeceğiz.






Luis Suarez:
Hepinizin bildiği gibi Suarez birkaç senedir Avrupa futbolunun gündeminde. 2010 senesi de Suarez için gayet iyi geçti. 35 golle Hollanda ligi gol kralı oldu. Dünya Kupasında, Gana maçında efsanevi el müdahalesi de unutulmazlardandır. Hem penaltı yaptırıyorsun, hem takımını 10 kişi bırakıyorsun üstüne rakip 120.dakika'da penaltı kaçırıyor, sen de kahraman oluyorsun. Ancak çoğumuzun kafasında da “Hollanda liginde gol atmak diğer liglere göre çok daha kolay. Çünkü neredeyse bütün takımlar hücum futbolu oynuyorlar ve defanslarında çok büyük boşluklar bırakıyorlar o yüzden ligde de çok gollü maçlar oluyor” efsanesi duruyordu. Özellikle Huntelaar’ın Real Madrid’de başarılı olamaması bu teze doğrular nitelikteydi. Ama Suarez Liverpool formasıyla çıktığı ilk maçtan itibaren çok iyi bir performans gösterdi. Attığı goller kadar oyun içinde topu doğru yerlere taşıması ve anlık adam eksiltmeleri Liverpool taraftarını mest etti. Geçen sene Kuyt’un ManU karşısında hat-trick yaptığı maçta attırdığı ilk gol, boş bir zamanında Youtube’a girilip izlenilesi değerdedir. Maalesef sadece performansıyla değil, Partice Evra’ya karşı ırkçı söylemlerde bulunduğu iddiasıyla da öne çıktı Suarez. Her ne kadar yanlış anlaşıldığını söylese de, 8 maç + para cezası aldı. Maç içinde de etik olarak çok da tasvip ettiğimiz bir arkadaş değil ama yeteneğini takdir etmemiz gerek.


9 Ocak 2012 Pazartesi

2011 Senesi ve Öne Çıkan Futbolcular Vol.2

Haftasonu başladığımız serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.


Van Persie:
Van Persie futbol hayatının en verimli yılını geçirdi desek yanlışolmaz. Hiç sakatlık yaşamamış olduğu ender senelerden biri olmasını,daha önce bu denli etkili olmamasının başlıca sebebi olarakgösterebiliriz. Thierry Henry gittiğinde, yerine geçebilecek tek isimolarak görüyorduk Hollandalıyı. Maalesef sakatlıklar hiç düşmediyakasından. Geçen sezonun ilk yarısında sakatlıktan döndüğü ve 60küsuruncu dakikada oyuna girdiği Totenham maçını hatırlıyorum da, topuilk kontrol edişi o kadar kaliteliydi ki, iki kişiyi oyundan düşürerekyüzünü kaleye doğru dönüşü alkış almıştı. (Üstünden 1 seneden fazlageçmiş olmasına rağmen çok net hatırlıyorum.) 2011'in başından sonunakadar Premier Ligde 35 gole imza attı. 34 gollü Henry'i geçip, AlanShearer'ın 36 gollük rekoruna çok yaklaştı. Fabregas'ın gidişiylekaptanlık bandını da koluna taktı. Bu görevi de fazlasıyla yerinegetirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu listede bir sıralama yok amaolsaydı, birincilik makamı Van Persie'den başkasına gitmezdi.


David Silva:
David Silva Valencia'da geçirdiği harika sezonlardan ve İspanya Millitakımının Avrupa Şampiyonasını kazandığı yıldan beri eski formuna birtürlü dönememişti. Hatta bizde bu sayfalarda keşke Manchester'ın diğertakımına gidebilseydi diye hayıflanmıştık. Ancak Manchester City'niniddiasını ortaya koyması ve kupaları hedeflemesi onu dacesaretlendirmiş olsa gerek. Geçen senenin başından beri Manchester'ınyükselişinin arkasında duran en önemli 3-4 adamdan biri olduğunudüşünüyoruz. (Aslında en iyisi ve en istikrarlısı.) 2011'in hemen başında sakatlık geçirmesine rağmen hızlıca takıma döndü ve formunu sürekli yükseltmeye başladı. 2011'in ikinci yarısında ise takımını fazlasıyla faydalı olduğunu söylemek gerek. Bazen öyle paslar atıyor ki, Xavi'nin, Guti'nin kulaklarının çınladığına eminim. Eğer istikrar kaybetmezse, futbol kamuoyunun onu en üst düzey bir kaç futbolcudan biri olarak kabul etmesi yakındır. (En üst düzey: Messi, Ronaldo diye başlayıp, Rooney, Drogba, Zlatan... diye devam eden sıralama yapmanın mümkün olmadığı mertebe.)

7 Ocak 2012 Cumartesi

2011 Senesi ve Öne Çıkan Futbolcular Vol.1

Yeni bir yıla girdik ve adet olduğu üzere geride bıraktığımız sene ile ilgili notlar düşmek istiyoruz. Bu başlık altında bahsi geçecek olan futbolcular, sadece 2011-2012 sezonunun ilk yarısında değil, 2010-2011 sezonunu ikinci yarısında da yüksek performans gösterdiler. Ayrıca form düzeyi sürekli yükselen, yeni bir takıma gittiğinde bile beklenilenden fazlasını veren isimleri almaya dikkat ettik. Önümüzdeki hafta boyunca ikişer, üçer isim ekleyerek başlığı genişletmeyi planlıyoruz.

Messi ve Ronaldo’yu yazma gereği duymuyoruz nitekim 5 senedir inanılmaz bir futbol oynuyorlar. Barcelona ve Real Madrid’li futbolculara saygılarımızı iletip diğer performanslara geçelim.


Roberto Soldado:

Öncelikle Real Madrid sportif direktörü Valdano’nun Hamit ve Nuri için yapılan eleştirilere “İyi olmayan bir oyuncunun Real Madrid’de işi olmaz.” diye verdiği cevabı hatırlatalım ve Soldado’nun Real Madrid’in altyapısından yetiştiğini ve bir zamanlar profesyonel kadroda yer aldığını söyleyelim. Raul ve Morientes ikilisinin ardından Suker, Saviola, Anelka, Portillo, Cassano, Robinho, Adebayor gibi üst düzey forvet oyuncuların bile bir türlü kabul görmediği bir kulüp olarak Soldado’nun Real Madrid’deki istatistiklerinin yanıltıcı olduğunu, Getafe’deki performansıyla Valencia’ya 10 milyon euroya transfer olmasından da anlayabiliriz. Getafe’deki iyi performansının sürpriz olmadığını geçen sezon Şampiyonlar Liginde Valencia formasıyla 6 gol atması yeterince açıklıyor. Soldado yüksek performansını bu sezonun ilk yarısında da sürdürdü. Üstelik en önemli özelliği her iki ayağını da sanki o ayağından başka ayağını kullanamayacakmışçasına iyi kullanması. İyi savunmacılara karşı oynadığı maçlarda kesinlikle özgüven problemi yaşamadığını ve bunun forvet oyuncuları için çok önemli bir artı olarak gördüğümü belirtmek isterim. Bu arada, kaçırdığı gollerle taraftara saç baş yoldurtan, hemen arkasından ağzımızı açık bırakan goller atan cinsten kendisi, yani Türkiye’ye yolu düşse işi zor.


Alexander Song:
Alex Song için bir zamanlar Barış Özbek benzetmesi yaptığımı itiraf etmeliyim. Arsene Wenger faktörü sayesinde bir süre sonra beğeneceğime emindim ama bugün Song’un geldiği nokta fazlasıyla iyi oldu. “Yok artık Wenger” demek istiyorum. “Song şu an dünyanın en iyi orta saha oyuncusu” diyemememin 3 sebebi var: Xavi, Iniesta ve Fabregas. Bu işe onlardan geç başladığını göz önüne alırsak demek ki o gün de gelecek. Arsenal’in güzel oyun fikrini yücelten bir isim Song, futbolu tavla gibi düşünürsek, her zar atışta Arsenal için yeni bir kapı açtığını(aldığını) söyleyebiliriz. En sevdiğim özelliğinin, fiziğinden de cesaret alıp top sürerek oyuna girmeye hiç korkmaması olduğunu söyleyebilirim. Takımı net bir şekilde avantajlı kılıyor. 2011’in adı konuşulmamış yıldızlarındandı. Kısaca, “Song ailesini seviyoruz.”

Bugünlük bu kadar. Yarın ve hafta boyunca liste uzamaya devam edecek.